İstanbul’un köklü ve zengin ailelerinden birine mensup olan Kemal, cemiyet hayatının beklentilerine uygun bir evliliğe hazırlanırken, uzak akrabası ve bir mağazada tezgâhtarlık yapan Füsun ile karşılaşır. Bu tesadüf, Kemal’in düzenli hayatını kökünden sarsan fırtınalı bir aşkın fitilini ateşler.
Füsun’a duyduğu tutku zamanla Kemal için bir saplantıya dönüşür. Sevdiği kadına dokunabilmenin, onunla aynı havayı soluyabilmenin ötesine geçen Kemal; Füsun’un dokunduğu küpeleri, tokaları ve hatta içtiği sigaraların izmaritlerini toplamaya başlar. Her bir eşya, Füsun’un yokluğunda Kemal için yaşayan bir hatıraya dönüşürken; izleyiciye "Aşk, bizi yolumuzdan çıkaran bir acı mıdır, yoksa en saf haliyle mutluluğun ta kendisi mi?" sorusunu sordurur.