Kosmos, mucizeler yaratan bir hırsızdır. Dağlardan taşlardan, ağlayarak ve sanki birilerinden kaçar gibi bu "zaman dışı" sınır şehrine gelir. Şehre girer girmez nehirde boğulan bir küçük çocuğu kurtarır ve bu "mucizesi" sayesinde kasaba halkı tarafından hemen kabul görür.
Ancak Kosmos (Sermet Yeşil) sıradan birisi değildir. Onu hiç yemek yerken ya da uyurken görmeyiz. En büyük ihtiyacı çay, tek besini ise avuç avuç yediği kesme ya da toz şekerdir. Şaşırtıcı maharetlerinden birisi de, yüksek ağaçlara büyük bir kolaylıkla tırmanıp, incecik dallarında bir kuş gibi oturabilmesidir.
Tüm bu tuhaflıklarının ortasında Kosmos, kasabadaki herkesi irkilten asıl amacını da açık sözlülükle belirtir: O, aşkın peşindedir.