Hayat, yatalak dedesi ve geçimini tehlikeli ve yasadışı işler yaparak sağlayan ihmalkar babasıyla birlikte yaşamaktadır. Hayat, her sabah babasının kullandığı küçük sandalla şehrin diğer ucundaki okuluna gider ve her akşam kör karanlıkta babasının dönüp onu almasını bekler.
Babasının tehlikeli çevresi, dedesinin ağır hastalığı, yeniden evlenip kendine yeni bir yuva kurmuş olan annesinin kayıtsızlığı ve çevresindeki diğer baskılar, Hayat'ın küçük omuzlarına ağır bir yük bindirir.
Ancak Hayat, etrafını saran bu karanlığa rağmen, adeta isminin hakkını verircesine, her seferinde daha da cesur olur ve umudunu bir an bile yitirmez.