Hemmet, yaşlanmanın ve hastalığın getirdiği fiziksel çürümenin, ruhsal bir dehşetle birleştiği tavizsiz bir dram-gerilim hikayesini konu ediyor.
Joel, felç geçirdikten sonra hızla bunama belirtileri göstermeye başlayan annesi Monika’ya bakmak için yıllar önce terk ettiği çocukluk evine geri döner. Ancak bu dönüş, beklediği o hüzünlü vedadan çok daha fazlasıdır. Joel, annesiyle vakit geçirdikçe korkunç bir gerçeği fark eder: Monika, geçirdiği felç sırasında ölümle burun buruna gelmiş ancak bu "kısa karşılaşmadan" tek başına dönmemiştir. Annesinin zihnindeki ve bedenindeki değişimlerin sadece tıbbi bir süreç değil, ölüm meleğinin bıraktığı karanlık bir imza olduğuna inanmaya başlar. Bakımevini, yaşam ile mutlak çürüme arasında tekinsiz bir "geçiş yeri" olarak betimleyen film, insanın yaşlanmaya karşı gösterdiği o şiddetli ve çaresiz direnişi iliklerinize kadar hissettiriyor.