Ian (Paul Nicholls), işine aşırı odaklanmış, sevgilisi Samantha'yı (Jennifer Love Hewitt) ve aralarındaki ilişkiyi kanıksamış genç bir adamdır. Samantha ise ihmal edildiğini hissetmekte ve ilişkilerinin geleceğinden şüphe duymaktadır.
Her şeyin ters gittiği korkunç bir günün sonunda, büyük bir kavga ederler. Samantha bir taksiye binip uzaklaşırken, Ian'ın gözleri önünde trajik bir trafik kazasında hayatını kaybeder. Ian, sevdiği kadına onu ne kadar sevdiğini söyleyememenin verdiği derin pişmanlık ve acıyla baş başa kalır.
Ancak kaderin Ian için farklı bir planı vardır. Ertesi sabah uyandığında, Samantha'nın ölmediğini ve o meşum günü en baştan yaşamak için ikinci bir şansa sahip olduğunu fark eder. Ian, bu mucizevi fırsatı, geçmiş hatalarını telafi etmek, Samantha'ya hak ettiği sevgiyi göstermek ve belki de kaçınılmaz görünen o trajik sonu değiştirmek için kullanmak zorundadır. Zaman daralırken Ian, aşkın gerçek anlamını keşfedeceği duygusal bir yolculuğa çıkar.