Helen için hayat, hayranlık duyduğu babasının ani ölümüyle bir anda anlamını yitirir. Modern dünyanın tesellileri ona yetmezken, Helen içindeki fırtınayı dindirmek için kimsenin cesaret edemeyeceği bir yola başvurur: Eğitilmesi imkansız denilen, vahşi ve inatçı bir çakır kuşu olan Mabel’ı evcilleştirmek.
Bir yas sürecinin ortasında başlayan bu yolculuk, Helen ve Mabel arasında bir dostluğa dönüşür. Helen, Mabel’ın vahşi doğasında kendi acısını evcilleştirmeyi öğrenirken; bu inatçı kuş aslında ona hayatta kalmanın ötesinde, yeniden "yaşamanın" ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatır. Gökyüzünde süzülen her kanat çırpışıyla Helen, babasının kaybıyla açılan derin yaraları doğanın şifalı elleriyle sarmaya başlar.