1859 yılında, genç bir Māori kadını olan Mārama, Yeni Zelanda'dan İngiltere'nin Kuzey Yorkshire bölgesine çağrılır. Buraya geldiğinde, geçmişte ailesini darmadağın eden ve hayatlarını karartan soylu bir İngiliz adamla karşı karşıya gelir. Yaşadığı büyük acıların ardından sömürgeci geçmişin bu karanlık yüzüyle yüzleşen genç kadın, ailesinin intikamını almak ve bu acımasız adamı yok etmek için amansız bir savaşa girişir.
Bu zorlu ve tehlikeli yolculukta Mārama, sadece düşmanıyla savaşmakla kalmaz; kendi köklerini, kültürel mirasını ve kimliğini de yeniden keşfeder. Geçmişin üzerindeki karanlık gölgeleri temizlemeye çalışırken, adaleti bulmak ve geleceğe umutla bakabilmek için sınırlarını zorlar.