Yıllarca adaleti savunmuş ve zenginden alıp fakire vermiş olan Robin Hood, artık yaşlanmış ve sayısız savaştan yorgun düşmüştür. Vücudu aldığı eski yaralarla sızlarken, zihni de geçmişte döktüğü kanların pişmanlığıyla doludur. Hayatının son döneminde huzur arayan bu yorgun kahraman, kendini gizemli ve şifacı bir kadının yanında bulur.
Bu kadın, Robin’in sadece fiziksel yaralarını iyileştirmekle kalmaz; ona ruhunu temizlemesi ve huzura kavuşması için son bir kapı açar. Ancak bir efsane olarak ölmek, sadece köşesine çekilmek demek değildir. Peşindeki düşmanlar ve adalet peşinde geçen bir ömrün sorumluluğu, Robin’i son bir kez daha yayını kuşanmaya zorlar. Bu, onun sadece düşmanlarına karşı değil, kendi ölümlülüğüne karşı verdiği en büyük savaştır.